Blog Detay

Lates Post

Her Alanda Mücadele

 


Tüm dünya bugünlerde ciddi bir savaş içerisinde . Bu savaş, kimseyle olan bir savaş değil tam aksine kişinin kendiyle ve çevresiyle olan bir savaş… Tam da Aikido’nun ruhunda olduğu gibi asıl zaferin kendimize karşı kazandığımız zafer olacağını , alışkanlıklarımızı, yaşam tarzımızı ve duruma olan uyumu sağlayabildiğimiz sürece hayatta kalacağımızı gerçek anlamıyla tecrübe ettiğimiz bir mücadelenin içerisindeyiz.

Aikido’ya nasıl başladığımı çok iyi hatırlıyorum, 14-15 yaşlarında enerjisi yüksek bir çocukken Hocam Mustafa Aygün’ün Caddebostan Marmara Yelken Kulübü’nün altındaki salonuna gitmiştim . O aralarda da bir arayış içerisindeydim , daha önce bu tip mücadele sporları (bu cümlede savaş sanatı tanımını özellikle kullanmıyorum) yapmış büyüklerimden Aikido’nun yeni ve oldukça “iyi” (her ne demekse) bir spor olabileceği tavsiyelerini almıştım.

İlk Dojo’ya girdiğim anı hatırlıyorum, o zamanlar metal beyaz bir kapısı vardı ve 2-3 basamakla aşağı doğru bir girişte resepsiyon ve soyunma odalarının bulunduğu alana girerdiniz , sağ tarafta tüm cepheyi kaplayan kocaman bir cam vardı ve yanına konumlandırılmış bekleme koltuklarından aşağıdaki salonu ve çalışmayı rahatlıkla ve keyifle izleyebiliyordunuz… Yukarıda kimse yoktu ben de merdivenlerden aşağı inmiş, bilgi alabilmek için birilerini arıyordum . Sonra sağa sola bakarken hafif uzun saçlı, top sakallı biri aşağıdaki kondisyon bisikletlerini düzenliyordu. O zaman çok amaçlı kullanılabiliyordu dojomuz, kendisine Mustafa Aygün’ü sordum , "Buldunuz" dedi hafif muzip bir şekilde ve aynı zamanda da ciddiyetini koruyarak. Ben “Aikido’ya başlamak istiyorum” dediğimde “Çok iyi yapıyorsunuz” diyerek bana bir el ilanı vermişti Hocam , sene 1998 di. Hocam o gün benim şu anki yaşıma çok yakın , ben neye başladığımın farkında olmayan bir ergen ve hikayem böyle başladı…

Anlatsam sayfalarca sürer fakat bu belki de oldukça sıradan başlangıcın beni nereye getirdiğini anlatmak istedim yalnızca . Bu Dojoda benim için spor gibi başlayan Aikido, zaman içerisinde bir savaş sanatı haline geldi ve hayatımda her neye başladıysam, her ne bittiyse Aikido antrenmanlarıma (birkaç küçük sakatlık dışında ) ara vermedim, veremedim. Hayatımda yaşadığım yeni, eski tüm olaylara Aikido gözüyle nasıl zarar görmeden ve zarar vermeden çıkabileceğimi arar oldum. Bugün de elimden ne geliyorsa onu yapmaya çalışmaya devam ediyorum...

Bugün herkes bu savaşın içinde, en başta hastalanmadan hayatına devam etmek ve sevdiklerini geride bırakmadan yaşamak , işini kaybetmeme ve yaşam standardının dramatik şekilde değişimine alışmaya çalışmak , uyum sağlamak. Tüm bu durum sona erdiğinde bunların hiç yaşanmamış olmasını mı dileyeceğiz yoksa bulunduğumuz duruma müteşekkir mi olacağız bilmiyorum. Fakat sanıyorum bu tüm toplumların beraber tek bir bütün gibi hareket edip etmemesine bağlı olacak.

Hepinize şimdilik buradan sarılıyor , Dojoda beraber tekrar antrenman yapacağımız günleri iple çekiyorum...

Sevgi ve saygılarımla,

Emirhan Yaltı